Future by Design



# Leonardo da Vinci kendi kendini yetiştirmiş bir rönesans adamıydı.
# Bir bilim adamı, sanatçı ve mucit olarak, Da Vinci'nin dehası eşi görülmemiş bir çalışma ortaya koydu.
# Ardında bıraktığı çizimler onun yeniliklerine ve özgünlüğüne vasiyeti olarak kaldı.
# Da Vinci'nin ana engellerinden biri, düşüncelerini gerçeğe dönüştürmek için ihtiyacı olduğu araçlardan yoksun olmasıydı.
# Jacque Fresco da, kendi kendini yetiştirmiş bir bilim adamı, mimar ve mucittir.
# Bütün hayatını, sorgulamaya, anlamaya ve yenilikçiliğe adamıştır.
# Verimli bir yaratıcı olan Jacque, yaşamının çoğunu kültürümüzü yeniden tasarlamakla geçirdi.
# Da Vinci, yalnızca gelişmiş malzemelere ihtiyaç duyuyorken...
# ...Fresco ise, oldukça geniş kapsamlı olan fikirlerini gerçekleştirmek için, sosyal ve politik kaynaklara erişimden yoksundu.
# Ağustos, 1974
# Konuğumuz, Miami'li sıradışı bir adam olan Dr. Jacque Fresco. Yaptıklarından biraz bahsedecek olursak;
# Sosyal mühendis, endüstri mühendisi, tasarımcı ve yenilikçi.
# Rotor Craft Helikopter danışmanlığı, Los Angeles Bilimsel Araştırma Laboratuvarları yöneticiliği...
# ...araç gereç taslaklarından x-ışını ünitelerine kadar muhtelif tasarımlar ve telif sahipliği.
# Architectural Records, Popular Mechanics, Saturday Review'de çalışmaları yayınlandı.
# Sinema sektöründe teknik ve psikolojik danışmanlık...
# ...hava kuvvetleri endüstri üyeliği, Wright Field'da geliştirme birimi tasarladı...
# ...elektrostatik anti-buzlanma sistemleri geliştirdi...
# ...önüretimli alüminyum evler tasarladı.
# Peki, sürücü ehliyetinizde ne yazıyor?
# Neyle iştigal ediyorsunuz?
# - Endüstriyel tasarımcıyım.
# - Jacque, peki sen...
# - Sosyal mühendisim.
# - İnsanların, Miami'de yaşayan Jacque Fresco hakkında konuşmaları ve...
# ...zamanımızın çok ötesinde biri demeleri, seni rahatsız ediyor mu?
# "Biz, onun gibi ileri düzey düşünme biçimine hazır değiliz" gibi söylemleri...
# Her alandaki yaratıcı insanın, bu tarz problemlerle karşılaştığını sanıyorum.
# Hayır, rahatsız etmiyor. Çünkü, daha önemli olan birçok şey var.
# Jacque Fresco bir gelecekçi.
# Bir gelecekçi, gelecekte neler olabileceği konusunda...
# ...düşünceleri ve eylemleri olan biridir.
# O, 1920'lerden bu yana geleceği planlıyor.
# Filozof ve kuramcı biri olmanın yanı sıra...
# ...mühendis, endüstri tasarımcısı ve sosyal planlamacıdır.
# İlâhiyattan davranış bilimlerine, biyolojiden fiziksel bilimlere kadar...
# ...bir çok akademik disiplin üzerinde çalıştı.
# Jacque Fresco, yarının dünyasından yalnızca bahsetmekle kalmıyor.
# Tüm dünyayı sıfırdan inşa edecek bir plânı var.
# - İlk çizim yapmaya başladığınız zamana gitmek istiyorum.
# - Çizime başladığım zaman mı? - Evet. - Çok eski zamanlardı.
# - Sekiz ya da dokuz yaşlarındaydım.
# - Gelecek hakkında mı?
# - Evet. O zamanları hatırlayabildiğim kadarıyla, ben hep geleceğe ilgi duyardım.
# "Metropolis" adında bir sinema filmi vardı. Çok farklıydı, tüm dikkatimi çekmişti.
# Standartların dışında kalan ilk filmdi.
# Kesinlikle kabul edilemez, aşırı sistematik bir gelecek tasvir ediyordu.
# Ama, filmdeki mimari ve robot teknolojisi ilginçti.
# Uçaklar ve gelecekteki kentler, su altı şehirleri, yüzen şehirler...
# ...iniş sahasına sahip gökdelenler, hepsinin resmini çizmiştim.
# Bir postanenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir düşüncemi resmetmiştim.
# Havaalanı, postaneye çok uzaktı, teslimat için kamyonları vardı.
# Düşündüm ki, uzunlamasına postane binaları var fakat...
# ...neden uçakla üstlerine konup postayı kaparak havadan devam etmeyelim ki?
# Ben de, çatılarında iniş platformu olan binalar çizdim.
# Hafifçe açılıydı, böylece uçak zahmetsizce iniş yapabilirdi.
# Eğim olduğundan dolayı uçak yavaşlar, postayı alıp, aksi açıda devam eder.
# Sonra, gemileri denedim.
# Yolcu ve yük gemilerinin ve sonra da uçak gemilerinin çizimlerini yaptım.
# Sonra çizimlerimi okul müdürüme gösterdim.
# Bana dedi ki,
# "Bucky Fuller diye birini duydun mu?"
# Dedim ki, "Hayır."
# "Peki onunla tanışmak ister misin?" dedi.
# Ben de, "Tabi, olur...
# ...o ne iş yapar?" dedim.
# "O da senin gibi bir mucit...
# ...bir sürü yeni şey düşünüyor." dedi.
# Bay Fuller, 20. yüzyılın en ünlü gelecekçilerinden biriydi.
# Esasen, jeodezik kubbe'nin mucidi olarak bilinir.
# Fuller, teknolojinin insancıl yaklaşımla kullanılması yanlısıydı.
# İşte Bucky Fuller oradaydı. "Dymaxium" adını verdiği arabasıyla orada oturuyordu.
# "Dymaxium ne demek?" diye sordum. "Şekilde ulaşılabilecek en yüksek form." diye cevapladı.
# Onunla sosyal konular üzerine konuştum. Dedim ki,
# "Peki ya endüstri çalışmalarını tüm insanların menfaatine kullanarak, toplumu başka bir forma dönüştürmek?"
# "Ne demek istiyorsun?" dedi.
# Dedim ki, "Çalışan insanların greve gitmeleri yerine...
# ...çalışmalarının karşılığında onlara da bir pay versek...
# ...iktisadi faaliyet geliştiğinde, otomatik pay alırlar.
# İşler kötüye giderse de daha az pay alırlar."
# Arkasına yaslandı ve dedi ki,
# "Nesin sen, sosyal planlamacı falan mı?"
# "Olmak istediğin şey bu mu?"
# "Adının ne olduğunu bilmiyorum." dedim.
# "Ama, bence iş görür."
# "İnsanları daha istekli hâle getirebilir."
# Dedi ki, "Sana birşey söylememe izin ver. Yeni bir araba edinmek bile yeterince zor.
# Bir de sen, toplumu değiştirmeye çalışıyorsun."
# Bu olay, o ders vermeye başlamadan yıllar önceydi.
# Alber Einstein der ki;
# "Bugün dünyada var olan sorunlar...
# ...onları yaratan düşünce seviyesiyle çözülemez."
# - Einstein'la tanıştınız mı? Albert Einstein? - Evet.
# - Albert Einstein'la tanışmak nereden aklınıza geldi?
# Radio City isimli bir tiyatronun dışındaydım.
# Derken, kocaman beyaz saçları olan bir kadının dışarı geldiğini gördüm.
# "Aynı Einstein'ın ablası!"
# ...dedim arkadaşlarıma.
# Ardından, Einstein çıktı geldi.
# Bence, o gerçekten ablasıydı.
# Bense bu konuda yalnızca şaka ediyordum..
# Yanına yaklaştım ve dedim ki, "Sizinle tanışmamız mümkün mü?"
# "Niye ki?" dedi.
# Ben de, "Sormak istediğim binlerce soru var." dedim.
# Ama dedi ki, "Ben Princeton, New Jersey'de yaşıyorum."
# - Onu ziyarete gittiğiniz günü bana anlatın.
# - Evine gittim. Mütevazı bir evdi.
# Dedim ki, "Doğada bir ahenk var gibi görünüyor.
# Buna ne buyurulur?"
# Dedi ki, "Evet, evren kurallı bir yer ancak...
# ...ahenk, bununla ne demek istediğini bilmiyorum."
# Dedim ki, "Bir fare haşereleri yediğinde, bu farenin bünyesini destekliyor olabilir.
# Peki ya haşerenin bünyesi?"
# Avludaki bataklık suyundan birazını aldı ve...
# ...mikroskopun altına yerleştirdi. Ve dedi ki,
# "Bak; herşey, yek diğeriyle mücadele ediyor.
# İnsan bedeni içinde herşey, diğer herşeyle mücadele ediyor.
# Okyanusta, büyük balık, küçük balığı yiyor."
# Einstein'la, oturup bir çok konudan konuşmak için...
# ...çok fazla zamanım olmadı. Çünkü, pek bu alanda değil gibi görünüyordu.
# Bana dedi ki, "Sen matematikle alâkalı mısın?"
# "Matematikle alâkan var mı?"
# "Geometri sana ne ifade ediyor?"
# Bilirsiniz.
# Bu konuya çok fazla girmek istemedim. Çünkü bence bu konudan sapmaydı.
# Matematik sadece bir araçtır. Sosyoloji ve antropoloji gibi.
# Bunlar, geleceği şekillendirmede kullanacağımız enstrümanlardır.
# 1929'da hisse senedi piyasası çöktüğünde, Jacque yalnızca 13 yaşındadır.
# Büyük Buhran'ın gelişi sırasında...
# ...meraklı ve araştırmacı genç adamın kafasında birçok soru işareti oluşur.
# New York'ta yaşarken, etrafında anlaşılması çok zor, acı ve keder bulur.
# Gördüğü bu karışıklık, çelişkiler ve boğuşmalar, onun kişiliğinde kayda değer bir etki bırakır.
# Herşey çok kötüye gidiyordu ve başka tarafa bakmam mümkün değildi.
# Ve, nasıl olduysa oyunun kuralları bozuldu diye düşündüm.
# Birçok farklı toplantıya katıldım.
# Komünist toplantıları, sosyalist toplantıları, faşist toplantıları, "Birleşik İnsanoğlu", teknokrasi.
# Dünyaya ne öğretildiğini görmek istedim. Doğu felsefesi de bunlara dahildi.
# İnsanların ne düşündüğünü ve ne istediğini bilmek istedim. Neden tek bir sisteme yapışıp kalıyorlardı?
# Bir sisteme her ulaşıldığında...
# ...toplum, o sistemi korumaya yatkın oluyordu. Daha ötesine geçmeyi düşünmüyorlardı bile.
# Ancak konu teknolojiye gelince, ne üretirsek üretelim, daha iyisini yapmaya çalışıyoruz.
# Bana göre uygarlık tarihi, değişim tarihdir. Sosyal değişim, beşeri düzenlemeler...
# ...evler, tekneler, uçaklar, trenler. Tümü sosyal evrim sürecinin içindeydiler.
# Dilimiz, dış görünüşümüz, değerlerimiz ve davranışlarımız da dahil.
# Büyük Buhran derinleşirken, Jacque New York'tan ayrılır ve ülke çevresinde otostop çekerek gezmeye başlar.
# Seyahatleri sırasında, birbirinden farklı ve ilginç birçok insanla tanışır.
# Birçoğu, kendisi gibi adil ve eşit bir yaşam arayışındadır.
# Sonunda, Tahiti'nin ılık denizli, ilkel adalarında yolculuğunu sona erdirir.
# Güney denizlerine gitmek istemiştim, çünkü doğaya ait olanların paylaşımı fikrinden hoşlanmıştım. Bu konuda birşeyler okumuştum.
# Misal, kabile şefinin altı karısı varsa ve siz bir yabancıysanız, şef size der ki;
# "İşte bu en güzel karım. Umarım seni memnun eder."
# Karılarının kendilerine çok haz verdiğini ve...
# ...misafirine de haz verebileceğini düşünür.
# Neden biliyor musunuz? Bu konuda farklı düşünürler.
# Bu olay kafamı bulandırdı ve beni düşünmeye zorladı.
# "Hey, hay Allah...
# Benim bildiğim bu iş böyle değildi. Benim bildiğim de böyle miydi, yoksa beynim mi yıkanmıştı?
# Böylece kendime şöyle sorular sormaya başladım.
# Sana anlamlı gelen şeyin, gerçekten anlamlı olduğunu nereden biliyorsun Jacque?
# Peki ya kendi değer yargıların? Düşün bakalım, belki asıl seninkiler saçmalıktır.
# Pearl Harbor. 7 Aralık 1941
# Tahiti'nin işgal edilebileceği endişesiyle...
# ...Jacque ABD'ye geri döner ve ordu hava birliklerine katılır.
# Savaş bittiğinde, binlerce fabrika atıl durumda kalmıştır.
# Savaş ürünleri üretilmediğinden, üretim kapasitelerine ihtiyaç kalmamıştır.
# Alüminyum üretimi için kullanılabilir muazzam kapasite olduğundan...
# ...Jacque, tamamı alüminyum kalıplardan çıkarılan ve inşa edilen bir ev tasarlar.
# Ortaya çıkan sonuç hem yenilikçi, hem de zaman ve malzeme kullanımında son derece verimlidir.
# Mesela pencere montaj yerleri, kalıptan çekildiğinde, contalarıyla birlikte hazırdı.
# Tüm pencereler, 12 dakika gibi sürede...
# ...çabucak monte ediliyordu.
# Evin kurulumu da sekiz saat alıyordu..
# 1948'de Warner Bros'da görücüye çıkarıldı. Stüdyo çevresinde uzun bir kuyruk vardı.
# Binlerce insan görmeye gelmişti. Uçaklar gökyüzüne dumanla şöyle yazıyordu:
# "Trend Ev'i Warner Bros stüdyosunda ziyaret edin."
# Gazetelerde tanıtımı yapılmıştı.
# Architectural Record, seri üretim tarzı evlerin ilki olarak bahsetmişti.
# Jacque'ın, yenilikçi problem çözümlerinin değeri anlaşılmıştır.
# Becerileri sayesinde, işinin ehli bir mucit hâline geliyordur.
# Durmaksızın yeni buluşlar icat ettiği bir araştırma laboratuvarı vardır.
# Zamanının çoğunu kendi ilgi alanlarına ayırırken...
# ...aynı zamanda, girişimciler için geniş bir teknolojik yelpazede çalışarak...
# ...özel buluşlar tasarlar ve imal eder.
# Medikal ve dental aygıtlardan, üç boyutlu sinema gösterim sistemlerine...
# ...her alanda buluşlar yapar.
# Zamanında, Jack Morse isimli bir film yapımcısı vardı.
# Onunla Warner Bros stüdyolarında tanışmıştım.
# Trend Ev'i görmek için geldi.
# Herşey birbiriyle o kadar uyumluydu ki...
# ...şaşkınlık içerisindeydi.
# "Böyle şeyleri nasıl tasavvur ediyorsunuz?" dedi.
# Bilirsiniz.
# Ben de nasıl düşündüğümü açıklamaya başladım.
# Ve o beni çok ilgi çekici buldu.
# "Biraz dışarı gelsene." dedi.
# Orada büyük bir arazisi vardı.
# Ve dedi ki, "Sence, gözlük kullanmadan...
# ...üç boyutlu bir film gösterim makinesi yapabilir misin?"
# Ben de, "Evet." dedim.
# "Yapabileceğini nereden biliyorsun ki?" dedi.
# "Sanki daha önce yaptın da?"
# Dedim ki, "Evet, bu doğru.
# Ancak bu fiziksel bir hadise ve yapabileceğimi düşünüyorum."
# "Peki nasıl başaracaksın?" dedi.
# "Henüz bilmiyorum." dedim.
# Detaylarından bahsetmemeyi tercih etsem de...
# ...birbirinden farklı uygulamalarım vardı.
# Fakat, üç boyutlu görüntülemeyi farklı yollarla elde ettim.
# En kolay yolu ise, ekranın arkasından sağ göz ve sol göz görüntüsünü...
# ...sağ göze ve sol göze yansıtmaktı.
# Eğer yana doğru hareket ederseniz, görüntüyü kaybediyordunuz.
# Sonra Jack, gerisini Technicolor'ın getirmesini istedi.
# Onları alıp geldi ve gözattılar.
# "Bunu nasıl yapıyorsunuz? Oldukça ilginç."
# Dedim ki, "Bunu ifşa etme özgürlüğümüz yok...
# ...ta ki, siz sonraki gelişim aşamasına geçene kadar."
# "Peki görsel yalıtımı nasıl muhafaza ediyorsunuz?" dediler.
# "Bunu şimdilik sizinle tartışamam." dedim.
# Görüntüye baktılar, cam gibi tertemizdi, çizgiler yoktu.
# "Pekâlâ, bu şimdiye kadar gördüğümün en iyisi, fakat...
# ...30 derece açıda etki azalıyor." dediler.
# "Evet, öyle." dedim.
# "Ve geriye doğru mesafe açıldıkça, daha da kayboluyor.
# Bu konuda birşey yapabilir misin?" diye sordular.
# Dedim ki, "Evet...
# ...bu yüzden buradasınız.
# Sonraki aşamaya geçebilmek için."
# Dediler ki, "Bak Jacque, etki azalmasından kurtul...
# ...mesafe probleminden de kurtul, sonra bizi ara."
# Böylece, o proje öldü.
# Trend Ev'in öldüğü gibi.
# Ben de, insanlar arka çıkmadan Alexander Graham Bell'in telefonu icat etmeyi nasıl başardığı gibi konularda...
# ...kitaplar okudum.
# Xerox makinesi tamamen yapılabilmişti.
# Edison ampülü yapabilmişti..
# Tanınmış biri olana kadar...
# ...hiçkimse ona arka çıkmamıştı.
# - Bunlar ne için? Bütün bunlar ne işe yarıyor?
# Bunlar muhtelif cerrahi gereçler, değil mi?
# - Evet, muhtelif türlerde, ama oradakiler tamamı değil.
# Retraktörün ne olduğunu biliyor musunuz? - Hayır.
# Ameliyat sırasında deriyi açık tutmaya yarar.
# Muhtelif türde retraktörler var.
# Şunun amacı...
# ...protezi takmadan önce kemiği döndürmekti.
# Uyluk kemiğinin üst bölgesini çevirir.
# Şurada, içinde delikler olan cımbızlar var. Ön yüzündeki deliklere bakacak olursanız...
# ...kaslara zarar vermeden dikiş atılmasını sağlar.
# Kasın üzerine yerleştirirsiniz ve delikler tam olarak kas ve deri arasında kalır.
# Gözlerinizi zorlamanıza gerek kalmaz.
# - Yani, bunlar sizin tasarladığınız şeyler.
# - Evet, uzun zaman önce.
# - Sözleşmeli olarak mı? - Evet, öyle.
# - Bunları sözleşmeli olarak mı tasarladınız? - Evet.
# Binlerce farklı şey yaptım.
# Fakat doktorun biri, bunları kendi adına patentledi.
# Ama olsun, ne yapalım.
# Ne yapmak istediğimi bilmiyordum.
# Varolan şeylere baktım ve hepsini değiştirmek istedim...
# ...tekerlekli sandalyeleri falan.
# Daha iyi yapmak istedim, bilirsiniz.
# Geliştirilmesi kolay buldum.
# Ama buluşlar paraya mâl oluyordu.
# Ve patentlemek için param yoktu.
# Ben de binlerce buluş yaptım ve...
# ...dosyalayıp kaldırdım, çünkü param yoktu.
# Kazandığım bütün birikimlerimi ihtiyacım olan teçhizatlara harcadım.
# Mesela, yapay bir bacak üzerinde çalışıyorsam ve 200 dolarım varsa...
# ...kalan son 200 dolarımı bunun için harcıyordum.
# Onu çözsem, kira çıkıyordu, elektrik faturası geliyordu...
# ...ve ben ödeyemiyordum.
# Sonra icra memurları geldi ve...
# ...laboratuvarımdaki herşeyi haczetti.
# Ben de şöyle arkama yaslandım, idare edemiyordum.
# "25 dolar kira için ayırayım, 200 dolar şu makine için ayırayım." falan.
# Bunu yapamıyordum, çünkü üzerinde çalıştığım...
# ...birçok bilim dalının kapsamı dışında kalan alanlardaki...
# ...problemlerin çözümüne çok yakındım.
# Floresan tüpünde hareket halinde yüksek voltaj ve...
# ...bu voltajı üreten trafonuz vardır.
# İçine fosfor koyarsınız ve ışık verir.
# Ama tüp yuvarlaktır ve...
# ...arka kısımdaki fosfor hiçbir işe yaramaz.
# Sadece ön kısımdaki fosfor işlevseldir.
# Ben tüpü oval yapmak istedim.
# Böylece oval tüpte daha fazla ışık yüzeyine sahip olursunuz.
# Sonra tüpün dışına büyük yansıtıcı koymak yerine...
# ...aynayı tüpün içerisine koyup...
# ...tüpün arkasından geri yansıtmak istedim.
# Tüpü yapacak param yoktu.
# Sonra dedim ki: "Tüpü ne diye yapayım ki?
# Neden fosforun parladığı düz cam tabaka üzerinde çalışmayalım ki?"
# Elektrik geçiren cam yaparsınız.
# Peki, yalıtkan birşeyi nasıl iletken hale getirirsiniz?
# Fosfor ve cam içerisine metalik zerrecikler koyarak.
# O zaman ne olurdu? Elektrik akımının camın içinden geçip fosforları canlandırdığı...
# ...düz bir tabakanız olur.
# Bir lamba istemezsiniz! Bir lamba ışığı tek bir tarafa verir.
# Ben tüm yüzeyi aydınlatmak istedim.
# Zamanla, Jacque'ın gelecek hakkındaki fikirleri...
# ...daha organize ve odaklı hâle gelmeye başlar.
# Giderek, teknolojik uzmanlığıyla...
# ...insan davranışı, sosyoloji ve sosyal yapı hakkında öğrendiklerini...
# ...bir araya getirmeye başlar.
# - O alandan bu alana, iyileştirme yapmak için yıllarımı harcadım.
# Dedim ki, "Bakın, bütün toplum yaptıklarımızla yoldan sapıyor.
# Neden toplumu yeniden tasarlamıyoruz?"
# Binlerce ürün imal etmekten daha kolay olurdu.
# - Yani gerçekten toplumu yeniden tasarlamaya karar verdiniz.
# - Çünkü yamalamak...
# ...hiçbir işe yaramıyordu.
# Verimli değildi. Sonra da benim komünist olduğumu düşündüler.
# Toplumu yeniden tasarlamak isteyen biri, başka ne olabilirdi?
# - Sosyo-sibernetik nedir?
# - Sosyo-sibernetik...
# ...yeni bir organizasyondur ve sorunların çözümünde...
# ...bilim ve teknolojinin...
# ...gelişmiş seviye uygulamasını sunar.
# Böylece yıllardır kaybettiğimiz çevreyi...
# ... geri kazanabiliriz.
# Toplumumuza bugün yön veren...
# ...yapaylıktan ve aşırı devletçilikten uzaklaşarak...
# ...toplumu daha insancıl bir hâle getirip...
# ...insanların saygın bir şekilde yaşamasının yollarını inşa eder.
# Toplumumuz birçok yönden parçalanmış gibi görünüyor.
# Sosyo-sibernetik, insanî koşullarda...
# ...toplumun yeniden yapılandırılması yaklaşımıdır.
# - İnsanî koşullarda diyorsunuz, evet.
# Sosyo-sibernetiğin amacı; toplumu düzenlemeyi de içeren...
# ...yenilikçi sosyal kavramların ve yeni teknolojilerin...
# ...geliştirilip sergilendiği bir araştırma merkezi kurmaktır.
# Florida'nın merkezinde çorak ve işe yaramaz bir arazide...
# ...Jacque ve birkaç arkadaşı projeyi inşa etmeye başlar.
# Venüs Projesi.
# Venus ismi, Florida yakınlarındaki küçük bir köyden alınır.
# 10 dönüm civarı bir alanda, 10 bina inşa edilmiştir.
# Her biri, doğanın ve gelişmiş teknolojinin...
# ...uyum ve yüksek üretkenlikle bütünleştiği...
# ...tasarım, yapı ve yaşam tarzı kavramlarından faydalanır.
# Tüm kültürümüzü tamamen yeniden değerlemek ve tasarlamak...
# ...Jacque'ın çalışmasının odak noktasını oluşturur.
# Venüs Projesi ile onun oluşturduğu çevre...
# ...yaratıcılığa ve yenilikçi düşünmeye olanak sağlar.
# İnsanlar buraya gelip de, buranın eskiden...
# ...domates tarlası olduğunu duyduklarında şaşkına dönerler.
# Burayı kazarak akıntı ve su birikintilerini ortaya çıkardık ve yüzlerce ağaç diktik.
# Bir şehrin kenar mahallelerinin...
# ...nasıl olması gerektiğini göstermek için burayı inşa ettik.
# Burada birçok yapımız var. Ama birinin içindeyken diğerini göremezsiniz.
# Bu çevrede, ileri teknoloji ve doğanın...
# ...nasıl bir arada olabileceğini göstermek istedik.
# Jacque ve Roxanne, 1970'lerden beri...
# ...Venüs Projesi'nin binalarında yaşıyorlar.
# Tüm bu zaman, sürekli geliştirme süreciyle ve...
# ...yeni fikirlerin uygulanmasıyla geçti.
# Jacque işe çizimle başlıyor...
# ...ölçekli maketini hazırlıyor...
# ...ve geleceğe dair kavramları sergilemek için, maketlerin görüntülerini kayıt ediyor.
# Venus, Florida nispeten soyutlanmış olsa da...
# ...misafirler sık sık Venüs Projesi'ni görmek için ziyarete geliyorlar.
# Ve de, Jacque'la tanışmaya.
# - John. - Ben Marguerite. - Merhaba Marguerite.
# İsimlerinizi hatırlamayacağım ama, olsun.
# Ben Jacque. Merhaba, nasılsınız? - Jacque? - Seni görmek güzel. - Charlie. - Nasılsınız?
# Lütfen oturun ve başlayalım.
# Herkes burada mı?
# Bir zamanlar, birçok insan...
# ...çoğunluğun kararlarının gerçeği yansıttığına inanırdı.
# Ama yine, çoğunluğun dünyanın düz bir yer olduğuna inandığı zamanlar da vardı.
# Eğer onlara samimi olup olmadıklarını sorsanız, size derler ki:
# "Elbette öyle! Baksana, dümdüz işte!"
# Yani, samimiyet-ölçeri batırdılar.
# Ancak, dünyanın ihtiyaç duyduğu şey samimiyet değildir.
# İhtiyaç duyulan, dünya kaynaklarının akıllı yönetimidir.
# Şu anda sahip olmadığımız şey.
# Future by Design'ın esas katkısı...
# ...sorunların üstesinden gelmek için bir yöntem sunmasıdır.
# Şuna inandırılarak büyüdünüz.
# Herkesin kendine özgü fikirleri olması gerektiğine inandırıldınız. Bu söylediğim doğru mu?
# - Evet efendim. - Tamam.
# Etrafınızdaki herkesin kendine özgü fikirleri olduğunda, mesela...
# "Sana Jim'in ne derdi olduğunu söyleyeyim!" Gördünüz mü? Bu da bir görüştür.
# Fakat mühendisler birbiri ile konuşurken, "İnan bana." demezler. Onun yerine:
# "Şu yeni metali gördün mü?
# 2,54 santimetre karede, 1814 kilogram ağırlık taşıyabilir."
# Metali makineye koyup ölçer...
# ...ve der ki, "Evet, haklıymışsın!"
# Diyorum ki, günümüz insanlarının çoğunluğunun aklı başında değil.
# Geri zekalı demiyorum, aklı başında değil.
# Yani, artık hükümsüz kalmış...
# ...değerlendirme yöntemlerine maruz kalan kişiler.
# Gelecekte kullanacağımız dil, polemik oluşturmayan...
# ...daha makul bir dile dönüşecektir.
# Peki böyle bir dil var mı?
# Evet, var.
# Mühendisler birbiriyle konuşurken, yanlış anlaşılma mevzu bahis değildir.
# Onlar matematiği kullanır, tanımsal yöntemleri kullanır.
# Eğer ben, başka bir mühendisin söylediğini, "sandığım" gibi yorumlarsam...
# ...köprüleri inşa edemezsiniz! Barajları inşa edemezsiniz, güç iletim hatlarını kuramazsınız.
# Dilin anlamı olmak zorundadır.
# Bu yüzden, bir doktor reçete yazdığında...
# ...bilirsiniz ki dünyanın her tarafında aynı anlama gelir.
# Velhasıl, bahsettiğim dünya farklı.
# Jacque'ın geçmişte yaptığı herşeyi gören ve onu tam olarak anlayan...
# ...çok fazla kişi yok.
# Ve ilginç olay şey ise...
# ...o, dünyanın nasıl olması gerektiği hakkında konuşan bir filozof değil.
# O, parçaların nasıl bir araya getirileceğini bilen bir teknisyen.
# İnsanlarla çalıştı ve onları değiştirmenin...
# ...neye mâl olduğunu anlıyor ve...
# ...onların neden böyle olduklarına anlam verebiliyor.
# Yani, bir kitapta okunan birşey değil, ilk elden öğrenilmiştir.
# Kişisel tecrübelerinden yola çıkarak...
# ...ulaştığı sonuçlardır.
# Çünkü, deneyimleri ve deneyleri temel alır.
# Bir mühendisin aklına bir fikir geldiğinde, bilgisayarla bu fikir hakkında konuşur.
# Mühendisler konuşurken, bütünleşik bilgisayar sistemi...
# ...konuşmadaki unsurları alıp, konuşma dilini imgeye dönüştürür.
# İmge oluşturulur ve...
# ...tüm izleyenler sunumu açıkça görürler.
# Mühendisler sunuma sorular soracaklar ve imge sistemi bu soruları cevaplayacak.
# Binalar nasıl üretilir, su nasıl tedarik edilir, depremler nasıl ele alınır...
# ...ve benzeri sorular.
# İnsanların oturup kendi kafalarında canlandırmasından ziyade...
# ...cevaplar, saydam kubbenin içinde görünür hâle gelir.
# Yani, fikirler sadece sözden ibaret değildir.
# Çünkü, sözel olarak konuşmak, insanlara yeteri kadar bilgi vermez.
# Daha kapsamlı bir iletişim sistemi olan, üç boyutlu imgeleme her zaman...
# ...insanlara aklınızda olan şeyi gösterir.
# Aklınızda var olduğunu "sandıkları" şeyi değil.
# Holografik bilgisayarla tasarlanan ve önüretimli malzemelerden üretilen...
# ...geleceğin evleri, yalnızca bir konut olmaktan çok uzakta olacaklar.
# Yaşam biçiminin ana unsuru, öğrenim, ilhâm ve iletişim mekanı hâline geleceklerdir.
# Yarının uygarlığının en ilginç bakış açılarından biri ise...
# ...yakından tanıdığınız birinin evine, kısa zaman aralıklarıyla ziyarete gidiyorsanız...
# ...birkaç yıl içinde, evleri değişecektir.
# Çünkü içlerinde yaşayan insanlar değişir.
# Gereksinimleri ve bilgi çapları epeyce büyür...
# ...aynı şekilde, içlerinde yaşadıkları çevre de dönüşür.
# Bir insanın, hayatı boyunca değişmeyen, durağan bir evde yaşaması söz konusu değildir.
# İnsanlar değerlerini, dış görünüşlerini ve edinilen bilgilerini değiştirirler.
# - Binaların, işleve göre tasarlandığıyla ilgili birşey söylemiştiniz.
# - Evet.
# - Tüm bu eğimler ve malzemeler... - Evet.
# - Doğal fizyoloji ile karşılaştırın.
# Bir hayvanın şekli, dışarıdan içeriye doğru tasarlanmamıştır.
# İçeriden, dışarıya doğru evrimleşir.
# Neyi arzularsanız...
# ...dış yüzey, sizin yaşamayı tercih ettiğiniz gibi şekillenecek.
# Bazı binalar kubbe şeklinde olup...
# ...kubbe şeklindeki binaları yumurtlar gibi sürekli üretecek...
# ...bir makine olacak.
# Kubbenin dış kısmı ve iç kısmı aynı anda imal edilir.
# Herkes bir kubbede yaşamayı seçmeyebilir.
# Nasıl bir mimari şekle gereksinimleri varsa, o şekli tercih edecekler.
# Bizim kubbe önerme gerekçemiz...
# ...daha fazla alanın kullanıma hazır olup, daha az miktarda malzeme kullanılmasıdır.
# Ayrıca, azami dayanıklılık arzeder.
# Kubbe şekline, doğanın her tarafında rastlanır.
# Mesela, beyniniz bir kubbedir.
# Kafatasınız bir kubbedir.
# Birisi, "Evet ama, ben bir kubbede yaşamak istemiyorum." diyorsa,
# ...zaten hayatın boyunca bir kubbede yaşadın.
# Binanın iç mekanında hiçbir ışık kaynağı olmayacak.
# Hiçbir lamba ya da ışık kaynağı göremeyeceksiniz.
# Bütün duvarlar eşit olarak aydınlatılacak.
# Ayrıca, aydınlatma rengini de arzunuza göre belirleyebileceksiniz.
# İster tüm iç yüzey için, ister bölgesel alanlar için farklı renkler seçebileceksiniz.
# Bu en basit banyo odası türü olacak.
# Duş, lavabo ve klozet tek bir sistem.
# Aslında burada hiçbir teçhizat yok.
# Ama burada bir oluk var, su buraya şerit olarak gelir ve...
# ...ellerin durulanmasında, normal kullanıma göre 1/60 oranında daha az su tüketilir.
# Lavabodaki atık su...
# ...buradaki borudan aşağı iner ve klozeti doldurur. Ve sifonu çekeriz.
# İnsanlara suyu insaflı kullanmalarını söylemek yerine, bunu sistem hâline getirin.
# Suyu muhafaza ederseniz, bu şekilde kullanılır.
# Banyolar, en basit olanından...
# ...birazcık daha karmaşık olanına kadar, çeşitlilik gösterebilir.
# Fakat hepsi yekparedir.
# Bir banyo, elli kadar farklı çeşitte olabilir.
# Hangisini istiyorsanız seçin ve kurulsun.
# Binadan ayrıldığınızda, tüm bina tertemizdir.
# Binamızda, hafifçe arttırılmış hava basıncımız da var.
# Bu sayede, dışarıdan toz toprak girmez.
# Eğer havada herhangi bir pislik ya da mikrop varsa...
# ...elektrostatik yük arttırılarak, hava temizlenir.
# Akıllı bir ev olduğunu söyleyebiliriz, çünkü evin bir sinir sistemi vardır.
# Söylediğim gibi.
# Gelecekteki evlerde, çok sayıda algılayıcı aygıt bulunacaktır.
# İnsan hayatını tehdit eden, yangın, zehirli madde gibi...
# ...herşey tespit edilebilecektir.
# Gelecekte, evime geldiğinizde şöyle diyebilirsiniz: "Telefonunuzu kullanabilir miyim?"
# Ben de derim ki: "Telefon mu? O da ne?"
# Şöyle dersiniz:
# "Arabistan'daki Sami ile konuşmak istiyorum."
# Yapmak istediğiniz şeyi anons edersiniz. Ve ses sistemi size odaklanır.
# Tam olarak kulağınızın olduğu yere.
# Arabistan'daki Sami'nin sesini rahatça duyarsınız.
# Güney Florida'da, milyon dolarlık binalar, büyük bir kasırga ile yıkılıp, yokoldu.
# Ve onlar nedense, binaları tekrar aynı şekilde inşaa ettiler.
# Kasırganın hasar vermesini istemiyorsanız...
# ...işte size ters koni. Herhangi bir hortumun ters koniyi çekebilmesi, neredeyse imkansızdır.
# Batı Hint Adaları'nda, ya da her nerede kasırgalar oluyorsa orada, bu sığınaklarımızdan olur.
# İçinde çekyatlar, yiyecek deposu ve acil durum suyu bulunur.
# Bu formdaki bir yapıyı, hiçbir kasırga ya da hortum çekip alamaz.
# Nemli parmaklarla tutmayı deneyin.
# Rüzgarın girdabı da aynı bu şekilde davranır.
# Apartman binaları ve diğer büyük yapılar için...
# ...Jacque, sibernetik inşaat sistemi tasarladı.
# Bilgisayar kontrollü robotlar...
# ...önüretimli bileşenlerin yerleştirilmesinde, işin %90'ı ile başa çıkabilecek.
# Geliştirilecek ileri seviye malzemeler...
# ...bedene dayanan işgücü ihtiyacını ve hataları en aza indirgeyecek.
# Uydunun rehberliğinde ve yapay zekanın geliştirilmiş biçimini kullanarak...
# ...binalar kendilerini inşa edecekler.
# Jacque bu tekniğe, "kendini yükselten binalar" adını vermiş.
# Bu gördüğünüz şey kısmen, kalıptan alüminyum çıkartmayı temsil ediyor.
# Eğer bir diş macunu tüpünü alıp, ağzını "T" harfi şeklinde keserseniz...
# ...tüpü sıktığınızda, diş macunu "T" harfi şeklinde çıkacaktır.
# İşte kalıptan çıkartma bu şekilde yapılır.
# Gelecekte ise, apartman dairelerinin, apartman bina ünitelerinin ve modüllerin...
# ...tamamını kalıptan çıkartmak mümkün olacaktır.
# Bu çıkartıcı, kalıptan değişik biçimler çıkartmak için...
# ...farklı şekillere bürünebilir.
# Neredeyse sonsuz sayıda şekil, kalıptan çekilebilir.
# Böylece daire, tamemen sizin tercihinize göre kalıptan çekilir.
# Yani, herhangi bir şekil veya hemen hemen her kalıptan çekilen şekil...
# ...birçok farklı mimari düzenlemeye uyması için tasarlanabilir.
# Bu, binanın parçalarını kaldırmak için...
# ...vinçleri kullanan geçici bir yapıdır.
# Neticede, binanın kendisi, kendini yükselten yapının bir parçası olacaktır.
# Unutmayın ki yaptığım tüm modeller yalnızca geçiş amaçlıdır.
# Gelecekte, insanların üreteceklerinden daha iyi değildirler.
# Çünkü kimse geleceğin neyi getireceğini bilemez.
# Değiştirilebilecek o kadar çok şey var ki.
# Bu nedenle yaptığım modellerin hepsi bir geçiştir.
# Ve çoğu sadece düşünce aşamasındadır.
# Tabii ki, gelecekte böyle görünmek zorunda değiller.
# Sadece benziyorlar, yani onlar günümüzden alınanlarla...
# ...bir tahmin ve bir gelecek görüşüdür.
# Ama çok ileriyi göremeyiz...
# ...çünkü oluşacak yeni şeyleri bilmiyoruz.
# Şimdi, bu, bir tren istasyonuna benziyor.
# Manyetik itici bir alan üzerinde asılı olan...
# ...saatteki hızı 3200 km'ye çıkabilen ulaşım araçları tasarlayarak...
# ...uçakları yavaş yavaş kullanımdan kaldırmayı umuyoruz.
# Geleceğin büyük trenlerinde, bugün olduğu gibi yalnızca bir grup sıralı koltuk değil...
# ... televizyon, radyo, eğlence alanları, sanat merkezleri, derslikler bulunacaktır.
# Eğer 40 ya da 50 kişinin trenden ayrılması gerekiyorsa...
# ...saatteki hızımızı 160 km.'ye düşürürüz...
# ...yolcu bölmesini yükseltiriz veya trenin dışına kaydırırız...
# ...binen yolcuların olduğu bölümü de trene kaydırıp alırız.
# Bütün bir uçağı ya da treni durdurmak zorunda değilsiniz.
# Gelecekte, inen yolcuları bölmeyle birlikte itip ayıracağız.
# Bu gördüğünüz, sizi yalnızca birkaç saatte, dünyada istediğiniz yere götürebilen...
# ...doğrusal hızlanma treninin parçasıdır.
# Karda, yağmurda, denizde güvenle yolculuk edersiniz.
# - Tüm bu söylediklerin harika şeyler, Jacque.
# Tekray, ulaşım yöntemlerinden biridir.
# Bazıları, manyetik yükselme ile havada asılı olabilirken...
# ...diğerleri de ray üzerinde tekerlek kullanabilir.
# Burada gördüğünüz, otoyol yanında giriş ve çıkışları olan...
# ...bir tekray istasyonu görünümüdür.
# Buna aslında çift tekray diyebiliriz.
# Çünkü bir ray sistemi, iki treni destekler.
# Birçok tekray, aslında gerçekten tek ray değildir.
# İki hattan ibarettirler.
# Bu, tek bir hat üzerinden gerçekleştirilir.
# Geleceğin taşıtları, son derece aerodinamik bir şekle sahip olacak.
# Bu şekil, minimum miktarda dış yüzey direnci sağlarken...
# ...minimum yakıt tüketimi ile maksimum mesafe katedebilmenizi sağlayacak.
# Arabanın ön tarafında, radar veya sonar donanımı veya...
# ...diğer araçlardan uzaklığınızı tespit eden, başka algılayıcılar olacak.
# Ve takip mesafesini otomatik olarak koruyacak.
# Başka bir deyişle, iki arabanın çarpışabileceği otoban veya benzeri bir yerde...
# ...elektronik algılayıcılar, mesafeyi otomatik olarak algılayacaklar.
# Ve arabalar, yandan çarpmaktan veyahut, herhangi bir temastan korunacaktır.
# Olur da, çarpışırsalar ve arabada hafif bir göçük oluşursa...
# ...araba hafızalı malzemelerden yeniden yapılacaktır.
# Göçük oluşsa bile, özgün şekline geri dönebilen...
# ...şekil hafızalı alaşımlar.
# Nitinol adı verilen bu metali alıyorum.
# Bu tel veya yay etrafına dolanmıştır.
# Belirli bir sıcaklıkta ısıtılmış ve soğuyana kadar bekletilmiştir.
# Esneme limitlerinin ötesinde tutup çektiğinizde...
# ...yay özgün şekline artık geri dönmez.
# İstediğiniz gibi biçimini bozup, değiştirin.
# Daha sonra, eğer ısıtılırsa, buraya koyalım ki düşmesin.
# Ve şimdi bu metali ısıtacağım...
# ...ve siz de özgün şekline dönmesini izleyebilirsiniz.
# Buna "şekil hafızalı alaşım" deniyor.
# Plastik, metal ya da gelecekte, herhangi bir malzemede kullanılabilir.
# Nasıl geri döndüğünü izleyin.
# Araban kaldırıp çıkarttığımız bir bölge dahi olsa...
# ...kendilerini yeniden yapabilirler, otomatik olarak.
# Arabanın donanım yapısında, bir hafıza sistemi vardır.
# Aynı insan bedeni gibi.
# Belki de aynı kertenkeleler ve semenderler gibi, bugün bilinen belli başlı organizma türlerinin...
# ...vücut parçalarını yeniden oluşturabilmeleri gibi.
# Geleceğin teknolojisi, taşıtlara hasarlı kısımlarını tamir edebilme ve...
# ...yeniden oluşturabilme olanağı sağlayacaktır.
# Bu bir ulaşım birimi veya hava destekli bir birimdir.
# Yerden bir , bir buçuk metre kadar yukarıda seyahat edilir ve...
# ...otoban ya da köprülere ihtiyaç duymaz.
# Havanın sağ ya da sol tarafından tahliyesi ile...
# ...elektrodinamik olarak etrafında döndürebilirsiniz.
# Havayı itip çekerek çalıştığından, tünellerden yapılmış havasal yollara ihtiyaç duymaz.
# Bunu yaklaşık 65 yıl önce yapmıştım.
# Gelecekte, bir otomobil buna benzer olacaktır.
# Üzerinde algılayıcıları olacaktır.
# Eğer deli gibi üzerine sürersem, belli bir mesafeye geldiğimde, frenler devreye girer.
# Eğer geri gidiyorsam ve bir çocuk arkamdan geçiyorsa, araba durur.
# Hiç kimse yüzme havuzunda boğulmaz, çünkü evde olmadığınızda bir ağ yükselir.
# Anlaşıldı mı? Biri havuza düşerse ve siz yemek pişirmekle meşgulseniz...
# ...çocuk dibe batar, gergin bir ağ hemen yerden yükselir.
# Daha ne istiyorsunuz? Nasıl bir dünyada yaşamak isterdiniz?
# Burada geleceğe kısa bir bakış attınız.
# Şuraya gideceğiz ve daha iyi bir fikre sahip olacaksınız.
# Şurada suyun karşısındaki alanda, oldukça büyük bir kubbe inşa ediyoruz.
# Farklı insanları buraya davet ettiğimiz, bir söyleşi merkezi gibi olacak.
# Bu, ayrık bölümlerden oluşan bir yük gemisi.
# Bu yük gemisi, burayı Filipinler'e teslim edebilir, şurasını Hawaii'ye bırakabilir.
# Bütün navlun koylara bırakılınca...
# ...otomatik olarak yükleme limanlarına sevk edilir.
# Geminin baş ve kıç kısmı...
# ...ki itici gücü sağlayan kısımlardır...
# ...bir araya gelir. Böylece her zaman dengeli bir yükle yolculuk edersiniz.
# Asla boş bir tekne gövdesi ile yolculuk yapmazsınız.
# Enerjiyi bu şekilde kullanmak, milyonlarca galon yakıt tasarrufu sağlar.
# Eğer geleneksel anlamda, akaryakıt kullanıyorsanız.
# Bu, olası bir itiş gücü yöntemidir.
# Bu örnekte, su geminin yüzeyine doğru, elektrodinamik olarak çekilir...
# ...ve dönüşte de, geminin tepkisi ileriye doğru olur.
# Kıçtaki basınçtan uzağa doğru.
# Bir şeftali çekirdeğini tutup, sıkıştırmaya benzer. İleriye doğru hareket eder.
# Ağırlığı çok azdır.
# Daha az su türbülansı vardır.
# Ve çok az enerji tüketir.
# Burada gördüğünüz şey, gelecekteki su altı ulaşımın bir çizimidir.
# Birimin ön tarafında, su kabarcıkları çok hızlı bir şekilde dışarı verilir.
# Ve bu, direnci epey kesip atar.
# Eğer binlerce hava kabarcığını, geminin altına bırakırsanız, batacaktır.
# Çünkü, içinde hava kabarcıklarının bulunduğu su, batmaz durumdadır.
# Hava kabarcıkları gelecekte, ileri doğru direnci azaltan bir sistem olacaktır.
# Ulaşımı su altından sağlamak çok daha ekonomiktir.
# Ve çok daha az direnç sunar.
# Su üstünde seyahat ederken, dalgalarla ve dalga hareketleriyle yüzleşirsiniz.
# Suyun altında bu tarz sorunlarınız olmaz.
# Uygarlıktan, güya, durağan bir durummuş gibi bahsediyoruz.
# Ancak, henüz uygar insanlar yok.
# Bu, durmaksızın yürüyen bir süreç.
# Bizler uygar değiliz, bu devam eden bir süreç.
# Ve biz asla, tam anlamıyla uygar olamayız. Çünkü, olumlu davranmak konusunda...
# ...birazcık daha bilgi sahibi olmalıyız.
# Bu da bizi zeka konusuna getiriyor.
# 75 yıl önce tanıdığım bir elektrik mühendisinden size bahsettim mi, bilmiyorum.
# Çok zeki biriydi.
# Ama bugün, iş bulamıyor.
# Yani, zeka hakkında konuştuğunuzda, aslında neden bahsediyorsunuz?
# Zeka, devam eden bir süreçtir.
# İşte bu yüzden, zeki insan diye birşey yoktur.
# Misal, A ve B alanlarında epey bilgili insanlar var.
# Ama, C alanında bilgileri yok.
# Yani, uygarlık gibi bir kelime telaffuz ettiğinizde..
# ...kulağa sanki, ulaşılmış birşeymiş gibi geliyor.
# Savaşlara, polislere, cezaevlerine, suça sahip olduğunuz sürece...
# ...uygarlığın erken aşamalarındasınız. Bir de öyle diyorlar.
# Uygarlıkmış!
# Böyle bir helikopter ya da hava aracının...
# ...kanat uçlarında, itiş birimi olacak.
# Alçak ya da yüksek itiş gücü olacak.
# Diskin merkezi veya yolcu bölmesi, kanatçıklar dönerken...
# ...durağan olarak kalacaktır.
# Motor arızası durumunda...
# ...kanatçıklar otomatik olarak dönerek aracı yere indirir.
# Sadece dikey değil, öne yatarak ileriye doğru da gidebilir.
# Bu uçakta hareketli kanatçıkların ve kuyruk kanadının olmadığına dikkat edin.
# İyon iticisi vasıtasıyla, farklı bir biçimde işletilir.
# Elektron boşaltımı, çok daha hafif, ucuz, güvenli...
# ...hızlı ve düşük enerji tüketimlidir.
# Gelecekte, hava akımının kanatlar arasından yönlendirilip kontrol edilmesiyle...
# ...kuyruk dümenine olan gereksinim, ortadan kalkacaktır.
# Küçük grupların ferdi ulaşımı için...
# ...dikey olarak inip kalkabilen, geleceğin hava aracı var.
# Buna "uçan gövde" denir.
# Bu tarz hava araçlarında...
# ...gövdenin kendisi kaldırma kuvvetini üretir. Araç elektronik olarak itilir.
# Yani, aracın kıç tarafından elektriklenen ve deşarj olan parçacıklar...
# ...ileriye doğru itiş gücü sağlar.
# Süzülme için ise, aynı itiş gücü aşağıya doğru püskürtülür ve...
# ...aracın altına doğru dairesel olarak dönen bir girdap üretilir.
# Bu girdabın kontrolü, aşağıya doğru hızı belirler .
# Gelecekteki binalar ve nasıl bir araya getirildikleriyle ilgili maketlerimizin olduğu...
# ...maket kubbemize doğru gidiyoruz.
# İşte şehir sisteminiz.
# Buraya bazı kubbeler koydum, fakat ileride çok daha fazla çeşit olacak.
# Evet?
# - Şunlar nedir?
# - Bunlar, araştırma merkezleri. Bunlar da, ilaç, tarımbilim, nüfus tasarım...
# ...ürün geliştirme ve enerji sistemleri binaları.
# Gelecekte çoğunlukla, jeotermal enerji kullanılacak. Dünyadan rahatça elde edebilirsiniz.
# Dünyada, binlerce yıl yetecek kadar jeotermal enerji var.
# Endişe etmeye gerek kalmaksızın.
# Ve güneş enerjisi, rüzgar gücü, dalga gücü ya da gelgit gücünden bahsetmiyorum bile.
# Onlar hariç, binlerce yıl.
# Washington'daki beyinler dışında, hiçbir bir kıtlık yok.
# - Güneşten para kazanamazsınız.
# - Efendim?
# - Güneşten para kazanamazsınız.
# - Evet, kazanamazsınız. Aynen öyle.
# Tüm bu binalar, parçalar hâline getirilebilir ve bu parçalar geri dönüştürülebilir.
# Şimdi eğer beni takip ederseniz, geleceğe gidelim.
# - Pekâla, şimdi Jacque Fresco'nun düşünme biçimini ve toplumu ne şekilde gördüğünü keşfedelim.
# Şimdi bununla başlayalım.
# Lütfen gösterin.
# - Şehirlerin çoğu, doğal yapılanma tabanına dayanır.
# Doğadaki ana tasarımlar.
# Şehrin merkezi, çekirdek, elektronik bir bilgisayara ev sahipliği yapmaktadır.
# Bu bilgisayar, su arıtma sistemini...
# atmosfer koşullarını, hava kirliliğini kontrol eder...
# ...güvenli kalmalarını sağlar, çevrenin denetlenmesini...
# ...bitki ve hayvan yaşamları arasındaki ekolojik dengenin devam ettirilmesi sağlar.
# Şehir merkezi bir üniversitedir.
# Üniversite, insanoğluyla ilintili tüm konuları kapsar.
# Bir insanın diğerini, kötü emellerine alet etmesini sağlayacak dersler yoktur.
# Bütün rutin işler...
# ...aşamalı hâle gelecektir.
# Sürekli tekrarlanan, kirli ve can sıkıcı işler, makineler tarafından yapılacaktır.
# İnsan, özgür olmak zorundadır.
# Daha yüce amaçların peşinde koşabilmek için.
# Tabiri caizse...
# - Siz de şu yuvarlak kent fikrine geldiniz.
# - Yuvarlak bir kent. Yönetimsel amaçlı dairesel bir şehir.
# Dışa doğru uzadıkça, tarım, eğitim ve okyanusbilim disiplinlerine ait...
# ...departmanlar olacaktır.
# Dairesel şema veya plan, her bir bölgeyi merkez kubbeye yakın kılar.
# İnsanların ihtiyaç duyduğu, tıbbi bakım, beslenme, parasız alışveriş gibi tüm bölümler...
# ...merkez kubbe içerisinde bulunur.
# Dairesel düzenleme, başka bir sistemle karşılaştırıldığında...
# ...idareyi kolaylaştırır ve çok daha az enerji kullanır.
# Şehrin bir ucundan başlayıp, içinden geçerseniz...
# ...her zaman aynı yere geri dönersiniz.
# Hâlbuki, doğrusal bir şehirde, bir uca gidersiniz ve...
# ...aynı noktaya dönmek için, aynı yolu geriye doğru tekrar katedersiniz.
# Bildiğim kadarıyla, dairesel şema en verimli olanı.
# Gelecekte, şehirler sıkıştırıldığında...
# ...sistemin bütünü sıkıştıralacaktır.
# Bu şekilde, bütün parçalar ve bileşenler, aşamalı olarak teslim edilecektir.
# Yer altından itibaren sistemler sırasıyla dizilir:
# Isınma sistemi, elektrik jeneratörleri, boru tesisatları ve geri dönüşüm sistemleri.
# Sonraki katman, tüm binaların mimari temellerini sağlayan...
# ...ilk katman olarak hizmet vermektedir.
# Sonrasında, şehrin merkez kısmından başlayarak, dışarıya doğru...
# ...farklı dairesel kesimler şeklinde mimari temellerin üzerinde binalar yükselir.
# Dışarı doğru, nihai barınma kesimlerinden...
# ...tarımsal kuşağa ve...
# ...istirahat ve etkinlik alanlarına kadar devam edilir.
# Şehirlerin kendileri önüretimlidir.
# Şehirlerin yapılarının ihtiva ettiği pek çok parça...
# ...birbiri ile değiştirilebilir, birbirine kilitlenebilir.
# Parçalar, birleştikleri gibi ayrılabilecek şekilde tasarlanmıştır.
# Yeni şehirler sürekli olarak güncellenecektir.
# Şehrin içine doğru kurulan su tesisatı kontrollüdür.
# Suda herhangi bir kirlenme olduğunda, su işleme tesisleri...
# ...suyu önce buharlaştırır, tekrar sıvılaştırır ve arıtır.
# Diğer deyişle, şehir içindeki tüm su boruları sürekli olarak izlenecektir.
# Bir tek izleme sistemi tarafından değil, muhtelif sistemler tarafından izlenir.
# Aynısı şehrin etrafındaki ve üstündeki hava için de geçerlidir. Sürekli izlenir.
# Tüm binaların çatısı güneş pilinden oluşur.
# Tüm dış yüzey, güneş ışınlarını elektrik enerjisine dönüştürür.
# Üçüncü kesimin ötesine ilerlediğimizde, tenis kortlarına ve parklara geliyoruz.
# Daha ötesi yerleşim alanıdır.
# Göller, şelaleler ve baştan sona...
# ...her türden harika bitkilerle çevrilidir.
# Ve her evin etrafı bitkilerle kaplıdır.
# Böylece başka bir yapı göremezsiniz.
# Bir sonraki kesimde, bazı insanların yaşamayı tercih ettikleri apartman daireleri yer alır. Apartmanlar, tiyatro gruplarına, boş zaman etkinliklerine, yüzme havuzlarına...
# ...tartışma gruplarına ve bir çok diğer tesise ev sahipliği yapar.
# Müstakil bir evde yaşamanın sakıncası ise, aynı şeylere erişmek için...
# ...muhtelif yerlere gitmek zorunda olmanızdır.
# Şehirdeki tüm ulaşımı, motorlu araçlar yerine...
# ...dairesel sevk araçları üstlenir. Biz bunlara "transveyor" diyoruz.
# Dairesel, dikey ve merkezden kenarlara doğru hareket ederler.
# Asansör, otobüs ve sevk araçlarının işlevlerini sağlar.
# Olur da, başka bir şehire gitmek isterseniz...
# ...bir asansöre binip merkez kubbenin altına inersiniz.
# Burada Maglev trenler bulunur.
# Sizi, herhangi bir şehrin merkezine veya herhangi bir bölgeye nakleder.
# Hiçbir ürün ziyan edilmez. Aynı doğada olduğu gibi.
# Vaktiyle çöp dediğimiz tüm materyâller...
# ...geri kazanılıp, yeni ürünlere dönüştürülür.
# Şehir nüfusu belli bir seviyeye eriştiğinde...
# ...gelişmeyi durdurup, bu ve diğer şehir arasındaki herşeyi...
# ...doğaya bırakıyoruz.
# Bu tüm sorunları çözebiliriz anlamına gelmiyor.
# Biz yalnızca insanların gelişimi için, daha iyi bir çevre...
# ...tasarlayabilir ve inşa edebiliriz.
# Söylediğim gibi, herkes bir kubbede yaşamayacak.
# Bunlar farklı türde mimariler. Bu belki bir yazlık olabilir.
# Bilemiyorum, dediğim gibi. İnsanlar hangisinde yaşamak isterlerse.
# Tamamen kişisel tercihlerine kalmış.
# Denizde bir şehir inşa etmek istiyoruz.
# Yaşamak için bir şehir seçin.
# Bu şehirlerden bazıları, okyanus madenciliği içindir.
# Okyanuslar, volfram, manganez, fosfor gibi...
# ...ihtiyacımız olabilecek birçok kimyasal madde içerir.
# Ve bütün insanlar için kullanılabilir olacaktır.
# Ve gelecekte, kör olmakla ilgili endişeniz yoktur.
# Şehirleri, açık bir kapıyı duyabileceğiniz ve bir masayı hissedebileceğiniz şekilde tasarlarız.
# Çünkü üzerinizde algılayıcılar vardır.
# Herkes için, yapay görsel yöntemler üzerinde çalışıyoruz.
# Çünkü herkes görme duyusunu yitirebilir.
# Artık, tıbbi araştırmalar için üç beş kuruş paraya da ihtiyaç yoktur.
# Bahsettiğim şey geleceğin ordusu. Kaptınız mı? Tamamdır.
# Genellikle, şurada uyuyan bir timsah oluyor.
# - Eğer bu yapıları kurabilirseniz...
# ...insanların birbirlerine savaş ilan etmeyeceğine bahse girer misiniz?
# - Çok fazla seçeneğimiz yok. Ya birbirimizi yokedeceğiz, ya da bunu başaracağız.
# - Bu, su altında bir stadyum gibi görünüyor.
# - Dairesel şehirleri, denize de kurabiliriz.
# Suyun 9-10 metre derinlikte olduğu yerlere.
# Birçok apartman dairesi, denize açılacak.
# Deniz yaşamını ve balıkları gözlemleyebilirsiniz.
# Hayvanat bahçeleri ve akvaryumlar olmayacak.
# Herşey doğal koşullarda gözlemlenecek.
# Deniz gezintisi, tüplü dalış, boş zaman etkinlikleri ve denize yerleşik üniversiteler olacak.
# - Bu çizimlerin tamamı size mi ait? - Evet.
# - Bu gördüğünüz, deniz şehrindeki en temel yapının ayrıntılı planıdır.
# Üst kesiminde, helikopter iniş sahaları bulunur.
# Yapının tüm üst kısmı boyunca gezinen vinçler vardır.
# Bacaklar, aşağı ve yukarı hareket edebilecek şekilde tasarlanmıştır.
# Yapının, deniz yatağına oturmasını destekler.
# Peki, denizdeki şehirler de ne için?
# Bazıları hastaneleri temsil eder.
# Afrika veya Hindistan kıyılarına çekildiğini düşünün.
# İnşaat malzemelerini gönderip...
# ...hastaneleri oraya inşa edip, sonra da teçhizatları oraya göndermek yerine...
# ...yüzen bir hastane inşa etmek ve...
# ...Afrika kıyısına çekip kullanmak, çok daha kolaydır.
# Zamanla, o bölgede yeni hastaneler kurulur ve yüzen hastaneyi başka bir bölgeye taşıyabilir...
# ...yani başka bir bölgeye yüzdürebilirsiniz.
# Birçok şehir, otomatik sistemler tarafından...
# ...tersanelerde inşa edilir.
# Tamamlandıktan sonra, havuz kilitleri açılır ve suyla doldurulur.
# Römorkör benzeri birimler...
# ...şehirleri, belirlenen mevkiye teslim eder.
# Bazıları, milyonlarca insana ev sahipliği yapacaktır.
# Birbirine yakın olan şehirler, su altı tünelleri ve...
# ... su üstündeki köprülerle birleştirilerek, taşıma sistemleri tarafından...
# ...birbirine bağlanır.
# Bu, muhtelif deniz şehirlerinden birinin havadan görünümüdür.
# Kuleler, ikamet amacıyla kullanılır.
# Şehri kuşatan rıhtımlar...
# ...deniz araştırmaları ve yeniden geliştirme, yani...
# ...hasar görmüş resiflerin eski hâline getirilmesi için kullanılır.
# Merkezdeki birimde, topraksız tarım ürünü yetiştirilen...
# ...hidrofonik bahçeler yeralır.
# Birçok deniz şehri, deniz taşıtlarının yanaşmaları olanağına sahiptir.
# Bir bakıma, insanların farklı yerleri ziyaret etmelerini sağlayan...
# ...su altı otobüslerine benzerler.
# Okyanustan nasıl yararlanacağımız, kullanacağımız, sürekliliğini sağlayıp koruyacağımız hakkında...
# ...kafanızda net bir fikir oluşacaktır.
# Böylece, gelecek nesiller de okyanusun tadını çıkartabilirler.
# Bu çizim, üst güvertede iniş sahası ve gözlem platformu bulunan...
# ...deniz altı şehirlerinden birini tasavvur eder.
# Deniz seviyesinin gelgit ile yükselip alçalmasına bağlı olarak...
# ...hareket eden yüzer iskele sistemi, teknelerin yanaşmasını kolaylaştırır.
# Hava kilidine giden asansöre giriş yaparak...
# ...denizin dibine veya deniz zeminine inersiniz.
# Deniz zemini, resifleri ve deniz yaşamını...
# ...gözlemlemek için kullanılır.
# İnsanlar, resifleri yalnızca izlemez, onarır, değiştirir...
# ...yeniden kurar ve yeniden tasarlarlar.
# Birgün, resiflerin şekillerini ve yapısını kontrol etmeye muktedir olacağız.
# Böylece, deniz yaşamını daha fazla destekleyebiliriz.
# Bence insanlar doğanın gelişimine...
# ...katkıda bulunabilirler.
# Bu ne anlama gelir?
# Bu bütün insanlar için yüksek yaşam standardı anlamına gelir.
# Bu binaların ve tasarımların çizimlerini yaparken...
# ...nasıl imal edileceğini ve nasıl bir araya getirileceğini düşünüyor.
# Gördüğüm çizimlerden bazıları, neredeyse 60 yıllıktı.
# Ve bu şeylerin olabilirliklerinden bahsetmek, ancak bugünlerde mümkün oluyor.
# Bilirsiniz, insanlar geçmişte şöyle diyorlardı:
# "Önümüzdeki bin yılda aya gidemeyeceksiniz!"
# Ve ertesi gün bir de baktılar, birileri aya gidiyor.
# 25 yıl önce, Jacque ile ilk tanıştığımda...
# ...insanlarla belli başlı buluşları hakkında konuşuyordu.
# Onlar, "Önümüzdeki bin yılda bunun gerçekleştiği göremezsin!" dediler.
# Ve on yıl sonra, Popüler Bilim dergisinin kapağında buluşlarıyla karşılaştılar.
# Teknolojinin tüm dayanağı yüksek standartlı yaşam sağlamaktır.
# İnsanların yaşamını iyileştirmedikçe, teknolojinin hiçbir kıymeti yoktur.
# Bugün insanlar, bilim ve teknolojiden korkar hâle geldiler.
# Çünkü, birçok şekilde kötüye kullanılmaya müsait.
# Fakat, endişelenmemiz gereken bilim ve teknoloji değildir.
# Endişelenilmesi gereken, bilimin kötüye kullanımı ve suistimal edilmesidir.
# Bir roket alıp uzaya fırlatabilir ve dış uzayı keşfedebilirsiniz.
# Veya tutup, diğer ülkeyi bombalamak için kullanabilirsiniz.
# Tamamen cansız bir nesne, kullanımı bizim elimizde.
# Ne yapacağımız bize kalmış.
# Bilimin, olması muhtemel bir sonraki şeyi tahmin etme yeteneği vardır.
# İşte bilimin gerçek anlamı budur.
# Olması muhtemel bir sonraki şeyi tahmin yeteneği kazanmak.
# Bilimden bahsettiğimiz zaman, bir duruma bakış yönteminden bahsediyoruz.
# Bir değerlendirme yönteminden bahsediyoruz.
# Bu, önyargılı düşünme sisteminden farklıdır.
# "Bana sorarsan, sana anlatırım!" değil.
# Bilimsel yöntemin hakikâtla, öyle özel bir bağı yoktur.
# Gerçekten olan bitene bakmanın, çok daha iyi bir yoludur.
# Eski toplumlarda herşey...
# ...tanrılarla ya da iblislerle ilişkilendirilirdi.
# - Bu da bizi, bilimsel yöntemin topluma uygulanması konusuna getiriyor.
# - Evet.
# Şimdilik, bu bir kitap falan değil.
# Bilimsel yöntemin topluma uygulanışı...
# ...insanların, üzerinde pek düşünmeyeceği birşey.
# Ancak, cevapların nerede olduğunu bilmek isterseniz...
# ...bilimsel yöntemlerin uygulanışındadır.
# İnsanı ve çevreyi de gözeterek.
# The Future By Design, bilimsel yöntemlerin uygulamasına başvurur.
# Bilim insanlarının değil, bilimsel yöntemlerin sosyal düzene uygulanışı.
# Doğal olarak, bilimsel yöntemler bile değişebilir.
# Ve değiştikçe, gelecek de değişir.
# Eğer dünyanın her tarafında bilimsel yöntemi kullanırsak...
# ...savaş çıkma olasılığı sıfıra düşer.
# İnsanların ızdırap çekme olasılıkları yokolur.
# Fakirlik, yoksulluk, suç...
# Bunların hepsi kaybolma eğilimindedir.
# Çünkü, dayanağı kalmaz.
# Jacque, insanlarla çalışmadan önce...
# ...hayvanların nasıl davrandığı ve...
# ...davranışlarının nasıl değiştirileceği veya tahmin edileceği üzerinde, uzun zaman harcadı.
# Ve, şimdiki davranışımıza şekil veren ve davranışımızı değiştiren şeyin...
# ...çevre olduğu sonucuna vardı.
# Önyargılı, bağnaz, öfkeli ya da açgözlü olarak dünyaya gelmedik.
# Bunlar, içinde yaşadığımız çevre tarafından üretildi ve beslendi.
# Bu yüzden, çevrenizi ve deneyimlerinizi değiştirmedikçe...
# ...o çevre değiştirilene kadar...
# ...insanlarda aynı anormal davranışların alınacağına inanıyoruz.
# - Bugün dünyadaki tüm kültürler...
# ...kendi kültürlerine hizmet etmeleri için...
# ...insanlarını eğitmeye çalışıyor.
# Başka bir ifadeyle, Nazi kültüründe yetiştiyseniz...
# ...bayrak sallamak, gamalı haç gibi şeyler içinize işler.
# Eğer ilkel bir kabilede yetiştiyseniz...
# ...mızrak atmak, ok ve yay kullanmak gibi şeylere maruz kalacaktınız.
# Yani insanlar, kurulu düzenin menfaatlerine...
# ...hizmet etmeye şartlandırılmıştır.
# Peki bunu bize kim yapıyor?
# Kuruluşların sahipleri!
# Egemen çevre.
# Yani bize, yalnızca varolan yapıları destekleyecek bir değer sistemi aşıladılar.
# Dindar, dinsiz, endüstriyel veya askeri, farketmez.
# Çocuklar sorar, "Babacığım, dünyadaki en büyük ülke hangisi?"
# "Elbette ki, bizim ülkemiz dünyadaki en büyük ülke."
# "Peki hangi tanrı gerçek tanrı, baba?"
# "Bizim tanrımız! Diğerleri yalandan tanrı."
# Şunu hayâl edin;
# Romalı bir aile, çocuklarını da alıp...
# ...hıristiyanların aslanlara atılmasını izlemeye gidiyor.
# Ve ufaklıklar izliyor;
# "Baba, önümüzdeki hafta yine gelip, aslanların hıristiyanları yemesini görebilir miyiz?"
# Peki bu çocuklar ruh hastası mı? Hayır!
# Onların değerler sistemi çarpıtılmış.
# Ben kesinlikle, insanların içinde yetiştikleri çevreyle ilgiliyim.
# Eğer çevre değiştirilirse, davranış da değiştirilir.
# Çevreyi yeniden yönlendiriyorsunuz...
# ...ve bu, insanları yeniden yönlendirmeye dönüşüyor.
# Ama, çevreye dokunmadan insanları yeniden yönlendirirseniz...
# ...bu sefer geriye dönecektir.
# Gelecek hakkında düşünmeye çalışırken, şunu hatırlayın:
# Olan bitenle ilgili düşünme biçiminiz, toplum tarafından...
# ...size verilen ve kabul ettirilen düşüncelere dayanır.
# Yani düşünme kapsamınız...
# ...toplumun egemen değerleriyle sınırlıdır.
# Değerler üzerinde esnek olmayı öğrenmek, uzun zaman alır.
# Ben gençliğimde çocuklarla konuşurken, çok sabırlı olmaya çalışırdım.
# Eğer biraz ilerleme kaydedersem...
# ...onlarla tanrı kavramı hakkında konuşurdum.
# Sizin tanrı kavramınız, benim tanrı kavramım, onun tanrı kavramı.
# Hepsi farklıdır. Acaba tanrı nasıl birşey diye merak ettim.
# Tabi, bir tanrı varsa.
# Peki neden tanrı, tüm o koşulsuz sevgisiyle, savaşlara ve hastalıklara izin veriyordu.
# Bir türlü anlam veremedim. Çok fazla tutarsızlık vardı.
# Ben de bunu sorguladım.
# Elbette, tanrı kavramını sorgularken kendimi biraz rahatsız hissettim.
# Ama, tarih ve tanrıların ortaya çıkışı gibi konularda okuduktan sonra farketim ki...
# ...bir sürü farklı tanrı vardı.
# Savaş tanrısı, barış tanrısı, aşk tanrısı...
# Daha çok, insanlar tarafından uydurulmuş gibiydi.
# Öfkelenmeleri, kurban istemeleri...
# ...insanların yaptıklarından hoşlanmadıklarında, tufanlar yaratmaları...
# Bütün bunlar, yüce bir akıldan gelmiyordu.
# Zamanda geriye gidelim, ilkel insanlar yıldırım düştüğünü gördüğünde...
# ...tanrının öfkeli olduğu düşündüler.
# Başka neden böyle bir olay "cereyan" edebilirdi ki?
# Kasırga topraklarını silip süpürdüğünde, tanrıların ikinci bir kasırga göndermemesi umuduyla...
# ...kabilelerindeki mimli insanları kurban edip, elemanlardan kurtuldular.
# Ola ki tekrar olursa...
# ...bu sefer daha genç insanları kurban ettiler.
# Nedense, kabile reisinin kendini kurban ettiği pek görülmez.
# Ama her zaman, kurban olmak için gönüllü insanlar sırada hazır bekler.
# Görüyorsunuz, insanoğluyla sorunlarımız var.
# Kendi idraklarının ötesinde ne meydana gelirse, bunun için mazeret uydurmak zorundalar.
# Bu tarz şeyleri açıklamak için, tanrılar ve şeytanlar yaratmak zorundalar.
# Çünkü insanlar, o topluluğun önderlerine gelip çatarlar.
# Kabilenin ne kadar ilkel olduğu önemli değil, gelip derler ki:
# "Bu bedbaht rüzgar, nasıl adamızın insanlarına gelip çatar?"
# Ve kabile reisi der ki, "Siz uslu durmadınız!
# Sizler volkana yeterince katkı sağlamadınız!
# Enişteni volkana at, belki o zaman yanardağ patlamaz."
# Eğer eniştenizi volkana atarsanız ve volkan yine de püskürürse...
# ...bu sefer yengenizi atmak zorundasınız.
# Böylece metafizik oluşur, din oluşur, batıl inanç oluşur.
# "Tahtaya vur!"
# Veya uğur için tavşan ayağı taşı. Ama unutma, o tavşanın dört ayağı vardı ve sonu hiç iyi olmadı.
# Toparlarsak, cehaletin olduğu yerde, batıl inanç hüküm sürer.
# Efsane, tarlada çalışan küçük adama anlatma yoludur.
# Adam şöyle dediğinde: "Bütün bunlar neye tekabül ediyor? Hiçbir anlam veremiyorum."
# "Nalları diktiğinde, herşey senin için oradadır.
# Eğer bu hayatında elde edemezsen, sonraki yaşamında elde edeceksin. Tabi uslu durursan."
# Bir kültürün özümsediği batıl inanç miktarı...
# ...insanlarının sahip olduğu bilgi miktarı ile ters orantılı olacaktır.
# Gelecekte, yeteri düzeyde bilgi sağlanmasıyla...
# ...ki, günümüzde sunulanın kat be kat fazlasıdır...
# "Tahtaya vur. Bugün benim şanslı günüm." gibi sözleriniz olmayacak. Hepsi yokolacak.
# Onun yaptığı herşeyde, son derece ruhanî bir yön olduğunu düşünüyorum.
# Öldükten sonra daha iyi bir yere gitmeyi beklemek yerine...
# ...dinsel öğretilerde tasvir edilen cenneti, burada, dünyada kurabiliriz.
# Bunun için ölmeyi beklemek zorunda değiliz.
# Bugün problemlerimize göğüs gerebiliriz.
# Mesih'in beyaz kaftanıyla gelip...
# ...herşeyi değiştirmesini beklemek yerine...
# ...ya da, hepimizin cennete gideceği ahir zamanı beklemek yerine...
# ...veya, inananların ahir zamanda cennete gideceğini düşünmek yerine...
# ...bugünkü sorunlarımızın tamamından kurtulabiliriz.
# Örneğin, bir din herşeyi tanrının buyruğu olarak açıklar.
# Eğer bir kaza olmuşsa, bu tanrının buyruğudur.
# Ve bu sizi düşünmekten alıkoyar. Sizi, yaratıcı düşünmekten alıkoyar.
# Mesela şöyle düşünmekten alıkoyar, "Ulaşım sistemimizi nasıl yeniden tasarlarız...
# ...ki ulaşımdaki sorunlar ortadan kalksın?"
# Jacque, rahiplerle ve dindar insanlarla...
# ...daha yaratıcı olabilmeleri için, dünya görüşlerini genişletmeleri konusunda çalıştı.
# İnsanların davranışına şekil veren çevreye bakıyorlar ve...
# ...artık hiçkimseyi, "iyi" ya da "kötü" şeklinde yaftalamıyorlar.
# Çevreyi şekillendirmenin...
# ...daha yapıcı davranışlar getirdiğini düşünüyorlar.
# Eğer insanlar bana dünyayı ve insanların yaşam biçimini yeniden tasarlamayı soruyorsa...
# ...yapmak zorunda olacağım ilk şey, bir envanter çıkartmaktır.
# Neye ne kadar sahip olduğumuzu bulmak için.
# Ne kadar suyumuz var, ne kadar insanımız var, ne kadar tarımsal alana sahibiz gibi.
# Neye sahip olduğumuzu öğrendikten sonra, bu parametreleri...
# ...tasarımda temel alabilirim.
# İhtiyacınız olan şey, dünya kaynakları anlayışıdır.
# Bilimsel tarım uzmanları, yerbilimciler, jeofizikçiler, dünya alanınında çalışan kişiler.
# Onlar size görüş belirtmezler, derler ki:
# "Güney kutbunda daha fazla yaşam var."
# Bu bir görüş değildir. Bu bir bulgudur.
# Yani gelecekte, görüş falan olmayacak.
# "Bu alanda bilginiz var mı?" "Hayır, yok."
# "Güzel! İşte buradan bilgi alabilirsiniz." Veya, "İşte şuraya gidip bilgi edinebilirsiniz."
# Ben diyorum ki, bütün insanların temiz havaya, tarımsal araziye...
# ...ve iyi bir iletişim diline ihtiyacı var.
# Fresco kavramlarını üst üste bindiriyor değilim.
# Dünyayı ölçüt olarak kullanıyorum.
# Başka bir deyişle, dünyanın taşıyabileceği kapasiteye uyumlu yaşamak zorundayız.
# Bu size mantıklı geliyor mu? - Evet efendim, mantıklı.
# Merak edip duruyorum, bu sosyal değişim ne kadar hiddetli olacak ve...
# ...ve dünyamız toplamda ne kadar farklı bir yer olacak?
# Ve, evet, buradan oraya...
# ...insanlar bunu nasıl kabul edecek? - Tamam, işte nasıl yapacağımız.
# Nihayetinde, tüm karar mekanizması makinelere aktarılacak.
# Başta insanlar, "Makinelerin karar vermesi fikrinden hoşlanmadım." diyebilirler.
# Öncelikle, bir terazinin yaptığına bakalım.
# Eğer bir kasaba giderseniz ve kasap size satın almadan önce, "Bu piliç 2,5 kilo." derse...
# "Bana pek 2,5 kilo gibi gelmedi!" dersiniz.
# Elinden kaparsınız ve dersiniz ki, "Bence bu anca 1,5 kilo eder."
# Çünkü siz daha hafif olduğunu düşünmeye meyillisinizdir.
# Sonra teraziyi kullanırız ve kararı teraziye bırakırız.
# Doğru mu? - Evet efendim.
# - Gelelim pilotlara.
# Uçarken, "Bence 1,5 mil irtifadayım."
# Oradaki bir göstergeye bakar ve gösterge ona, yerden 4,203 fit yükseklikte olduğunu söyler.
# Bu, makine tarafından verilmiş bir karardır.
# Çünkü makine tarafından verilen bir karar, çok daha kesindir.
# Şimdi de, birçok normal insanın sorduğu soruya gelelim.
# "Tamam ama, bir makine tasarımcısından daha zeki olabilir mi?"
# Trendeki yükleri alıp boşaltan bir makine tasarlayan ufak tefek bir adam tanıyorum.
# O adam bu işi yapamaz.
# Makineler her zaman tasarımcısından hızlıdır.
# Hiç, kola şişelerini sırasıyla dolduran bir makine gördünüz mü?
# Tasarımcısı, şişeleri o şekilde hareket ettiremez.
# Peki, toplumumuzda neler oluyor?
# Karar mekanizmasını gün geçtikçe otomatikleştirip...
# ...kararı makinelere bırakıyoruz.
# Toprağa bağlı elektriksel kablolarla, bilgisayarlardan oluşan...
# ...bir tarım bakanlığı hayal edin.
# Eğer su düzeyi düşerse, oraya su pompalanır.
# Bitki besin maddesi değişirse, o maddeyi pompalar.
# Orada, şöyle şeyler söyleyen bir herife ihtiyacınız yok.
# "Sayın Başkan, burada bir kıtlık sorunumuz var."
# Ve Başkan der ki, "Durumumuz ne kadar kötü?"
# "Şey, 5.000 evsiz var ve önümüzdeki üç günde 15.000 evsiz olacak."
# Başkan, "Hmm." der ve üzerlerinden uçar, "Evet, bir kıtlık sorununuz var...
# Ne olmuş yani?!"
# Ülkenin tamamını bilgisayarlarla birbirine bağlarsanız...
# ...üretim, dağıtım ve tarım gibi alanlarda...
# ...dinamik dengeyi sağlayan bir sinir sistemine sahip olursunuz.
# Mal ve hizmetlerin üretimi ve dağıtımında para kullanmaksızın.
# İşte devlet orada, başınızı çevirip bakarsanız.
# Küre gibi görünüyor.
# Bu, tüm kararların alınabildiği bir küredir, çünkü bağlıdır.
# Dünyayı bir hologram olarak yansıtan, dünya çevresinde uydularımız bulunur.
# Dünyanın sanal bir görüntüsü.
# Yani gerçek dünyaya, eş zamanlı olarak bakıyorsunuz.
# Kalkıp, ekranların yanına gider ve konuşursunuz.
# "Şu an itibariyle havada kaç tane uçak var?"
# Bilgisayar, dünya üzerindeki noktaları lazer noktasıyla işaretler ve size, "7.320" cevabını verir.
# Havadaki her uçak, her kasırga, tüm dünyadaki koşullar, bitki hastalıkları...
# Hiçbir insan bunu yapamaz.
# Yani, devlet içinde insanlara ihtiyacımız yok, elektroniğe ihtiyacımız var.
# Arazide, üretimde, dağıtımda, hava durumunda.
# Bilmek istediğimiz herşeyi öğrenip, eve gelebiliriz.
# İnsanların kişisel görüşlerine dayanmaksızın.
# Future By Design, arz ve talebin...
# ...sibernetik bir sistemle yönetildiği...
# ...kendi kendini düzenleyen bir toplumdur.
# Politik sistemlerin yerini, genel nüfusun bilgi girdilerinden oluşan çizelgeler alır.
# Mal ve hizmet teslimi de buna göredir.
# Ekonomik sistem ise, aynı şekilde...
# ...tüm kültürün ihtiyaçlarının...
# ...mevcut kaynakların kullanımıyla sağlanmasına dayanır.
# Ekonomide bir çoküş veya bunalım olduğunda ve birçok insanın birşeyler satın alacak paraları olmadığında...
# ...mallar hâlâ oradadır, hâlâ malları üretme imkanı vardır, kaynaklar ve tarlalar hâlâ mevcuttur.
# İnsanlar çalışmak ve birşeyler üretmek isterler.
# Ama paraları yoktur ve hiçbirşey satın alamazlar.
# Yani burada korkunç bir yanlışlık var.
# Açlıktan ölen ve acılar çeken çok büyük bir dünya nüfusu var.
# Kaynaklar orada, üretme imkanımız ve...
# ...becerimiz de var.
# Yine de, bazı insanlar çoğuna sahipken, bazılarının hiçbirşeyi yok.
# Bugünkü teknolojimiz ile, bu gerçekten utanç verici birşey.
# Gerçekten çok kötü ve çok saçma.
# Çünkü bugün sahip olduğumuz teknolojiyle, dünyadaki herkese bolluk sağlayabiliriz.
# İnsanlar hep şöyle sorar, "Bu yeni şehirleri kurmak ne kadara mâl olacak?"
# Kurmak için kaynaklara sahip miyiz?
# Asıl soru budur, "Ne kadara mâl olacak?" değil.
# Bu para sisteminden kalma eski sorudur.
# Para, kıtlığın olduğu bir ortamda, mal ve hizmetleri satın almak için...
# ...zamanında kullanılan bir icattır.
# Eğer diyelim ki tatlı suda bir kıtlık varsa, değeri yükselir.
# Ve fiyatı da yükselir.
# Eğer birdenbire dünya yarılsa ve bütün vadileri dolduracak kadar tatlı su bulursak...
# ...o zaman kimse umursamaz.
# İnsanların ihtiyaç duyduğu ve erişimlerinin olmadığı birşeyin önünde...
# ...bir polis var. Oraya bir bekçi koyarsınız.
# Fakat, limon ağaçları, portakal ağaçları ve elma ağaçları her tarafta varsa...
# ...meyvelerini satamazdınız.
# 10.000 kişilik bir adada yaşadığınızı hayal edin.
# Ve adada 10 milyar dolar mevcut.
# Hiçbir kaynak yok. Ne tarımsal arazi, ne su, ne de balık.
# Hiçbirşeyiniz olmazdı.
# Peki gelecekteki gerçek değer nedir?
# Kaynaklar.
# Paranın olmadığı toplumda, yani kaynak bazlı toplumda...
# ...insanlar, ihtiyaçları olan herşeye erişime sahiptir.
# Halka açık kütüphane gibi birşey.
# Oraya gidip, kamera, bisiklet veya kol saati gibi...
# ...neye ihtiyaçları varsa, ücret ödemeden erişebilirler.
# Bu demektir ki, üretim düzeyinde öyle yüksek bir seviyeye ulaşmalıyız ki...
# ...kıtlık diye birşey kalmasın.
# Birçok kişi, insanları neyin güdülediğini merak eder.
# Eğer tüm ihtiyaçlarına erişimleri olsaydı, o zaman dürtülere ne olurdu?
# İnsanları ne motive edecek?
# Veya buna kazanım diyelim. Kazanım nedir?
# Bütün materyâllere sahiplerse...
# ...sahip olduklarından daha iyisini yapmak için, onları ne motive edecek?
# İhtiyaç.
# Her zaman bir eksiğimiz olacaktır.
# Gerçek şudur ki, her zaman birşeylere gereksinimimiz olacaktır.
# Yani, mükemmelliğe erişemeyiz.
# Tam olarak dinamik dengeye erişemeyiz.
# Her zaman dengesizliğin bir formu içinde olacağız.
# Kıtlığın bertaraf edilmesiyle, temel dürtüler...
# ...sorunların çözümüne doğru değişir, genel olarak.
# Ulusların veya grupların kaynaklara erişimleri olmadığında...
# ...davranışlarının yönetilmesi zordur.
# Doğru yoldan sapmaya ve akli dengelerini kaybetmeye başlarlar.
# Mantıklı sonuçlara varamazlar.
# İnsanlar borçtan, yükümlülükten, kölelikten kurtulup...
# ...zihinsel olarak özgürleştiklerinde...
# ...önceden hayal bile edemedikleri...
# ...yeni ufuklara yelken açarlar.
# Future by Design'da, demokratik sürecin çekirdek mekanizması...
# ...kamusal teşhir salonlarının kullanımıdır.
# Teşhir salonu ile, toplumun yönetimi için önceliklerin belirlenmesinde...
# ...herkesin katılımına fırsat tanınacaktır.
# Adeta, yenilikleri ve kullanılabilir durumdakileri gösteren bir dünya fuarı gibi.
# Etrafınıza bakıp dersiniz ki; "Şunlardan ben de istiyorum."
# veya, "Böyle birşeyi mutfağımda kullanabilirim.", o şey her neyse.
# Ve hep insanların fikirleri sorulur.
# Mesela yeni birşey çıktığında, "Bunun hakkında ne düşünüyorsun?
# Sence verimli mi? Eksik yönleri var mı?"
# Bu husustaki görüşünüzü, bilgisayara girin.
# İşte size yerleşik demokrasi.
# Tüm insanların iştirak ettiği, katılımcı bir kültüre sahip olursunuz.
# Ve bu, insanların anında bilgi sahibi olduğu...
# ...daimi bir süreçtir.
# Ne çıkıyor, neler var, elde ne var, ne yok, gibi.
# Başka bir deyişle, gereksinimler konusunda, bir çok bülten, duyuru ve...
# ...görsel yayın olacaktır.
# İnsanların neye feci bir şekilde ihtiyaç duyduklarıyla ilgili, herkesten fikirler alınacak, önerileri sorulacak...
# ...ve tüm dünyadaki insanlar, sürekli olarak haberdar edilecektir.
# Size şunu söylemek istiyorum.
# Teknolojinin onca mucizesi ve görkemi...
# ...insanların potansiyelini yüceltmedikçe, hiçbirşey ifade etmez.
# Bu, Future by Design'ın ana gayesidir.
# Jacque hergün; icat etmeye, yazmaya ve çalışmaya devam ediyor.
# Yaşama dair hazzı, çalışmaya devam etmesini sağlıyor.
# Ve birçok konuya ilgi duyuyor.
# Dışarıda olanlarla, bunun nasıl yürüyeceği ve nasıl değiştirileceğiyle çok ilgileniyor.
# Bu projeyi dünyaya tanıtmayı çok istiyor. Bu onun esas odak noktası.
# Her yolu deniyor.
# Aslında gösteriyor diyebiliriz. Geleceğin neye benzeyeceğini yalnızca anlatmak yeterli değil.
# İnsanlara, neyi kaçırdıkları göstermek daha iyi.
# Elinde olanları geliştirip, yeni fikirlerle, yeni buluşlarla ve yeni tasarımlarla çıkageliyor.
# Daha iyi tasvir edilmesi için, daha çok maket yapıp, daha fazla görüntü kaydediyor.
# Bu fikirlerin gerçekleşmesi için, dur durak bilmeden çabalıyor.
# Bence o, toplumun mevcut durumundan kaygı duyuyor. Ona göre bu kabul edilemez.
# Ancak, sadece şikayet etmek yerine, bir alternatif öneriyor.
# İnsanlar bana, "Mükemmel bir toplum mu öneriyorsun?" diye soruyor.
# Mükemmel toplum gibi bir hevesim yok. Onun ne demek olduğunu da bilmiyorum.
# Şu anda elimizde olandan çok daha iyisini yapabileceğimizi biliyorum.
# Ben, hayalperest değilim.
# Herkesi birbiriyle samimi ve uyumlu yaşıyor gibi gören bir hümanist de değilim.
# Ama, bu şekilde yaşamaya devam edersek, birbirimizi öldürüp, dünyayı da yok edeceğimizi biliyorum.
# Bizler şu anda, evrim sahnelerindeki ilkel yaşam formlarıyız.
# Uygarlığımız ise, henüz uygarlık bile değil.
# Bütün dünya birleştikten sonra ve...
# ...askeri sistemler, hapishaneler, işkence, açlık, yoksulluk ve mahrumiyet konuları...
# ...tamamen yokolduğunda...
# ...işte o zaman uygar dünyanın başlangıcı olacaktır.
# Henüz orada değiliz.
# "www.TheZeitgeistMovement.com" adresine tıklayın, bu vizyonu gerçeğe dönüştürmemize yardım edin.